Amerika’yı Yeniden Keşfetmek!

Aralık 17, 2011 de Makaleler M. Cenk Ertaul tarafından

Artık 25 yılı bulan paten yaşantım boyunca hedeflediğim ve arzuladığım tek bir şey oldu.

O da Türk pateninin dünya çapında gerçek ve kalıcı başarılar kazanması.

Bu nedenle ülkemizdeki sistemi sürekli eleştirdim. Ancak eleştiri yaparken hep yapıcı davranmaya ve problem değil çözüm üretmeye odaklı olmaya özen gösterdim. Hazırladığım birçok çalışmayı bu güne dek gelmiş geçmiş tüm federasyon yönetimleri ile paylaştım. Fakat ülkemiz insanlarının yapısı itibariyle olsa gerek, eleştirilerim eleştiri olarak değil de hep karşıt görüş olarak algılandı.

Lütfen yanlış anlaşılmasın. Kastettiğim işin idari boyutu değil. Zaten bu benim işim de değil. Benim işim akademik geçmişim doğrultusunda artistik buz pateni sporunun eğitim ve teknik kısımları ile sınırlı.

Her neyse.

Şimdi yeni eleştirilerimize geçelim!

Herkesçe bilindiği üzere dünyada artistik buz pateni konusunda en büyük iki ekol Amerikan ve Rus ekolleridir. Sistemleri itibarıyla şu anda artistik buz pateninde söz sahibi olan birçok ülkeye de bu ekoller temel teşkil etmiştir. Ülkemizdeki artistik buz pateni başlangıçta eski Avrupa ekolünden etkilense de esas gelişimini Rus ekolü üzerinden gerçekleştirmiştir. Hatta sistemini o kadar geliştirmiştir ki Rusya’yı bile geride bırakmıştır.

Neden mi?

Birazdan vereceğim örneklerle daha iyi anlayacaksınız!

Patenci olmak için çocukların/bireylerin belli süreçlerden geçmesi gerekir. Bu süreçler federasyonların koyduğu kurallar çerçevesinde işler. Koyulan tüm kurallar patencilerin daha hızlı bir şekilde gelişmelerini ve daha üstün olmalarını hedefler.

İşin ilk ayağı tabi ki eğitim kısmı. Ancak ben bu yazıda buna pek fazla girmeyeceğim. Çünkü bu ayrı bir makale konusu. Ancak şu iki önemli noktayı belirtmekte fayda var:

1) Ülkemizde üniversite haricinde yetişen antrenörlerin tamamı 15 günlük kurslar ile antrenörlük belgesi almaktadır. Üniversitelerde yetişen antrenörlerimizde ise patenci geçmişi olması kriteri aranmamaktadır. Oysa ki dünyadaki nerdeyse tüm akademilerde bu zorunludur.

2) Ülke çapında tüm antrenörlere model teşkil edebilecek bir ulusal eğitim sistemimiz yoktur. Her ne kadar antrenörlerin kendi eğitim sistemlerini uygulamakta özgür olmaları zorunlu olsa da, ulusal sistemin, eğitim sürecinin yanlış yönlere gitmesini engelleyecek bir çerçeve yönetmelik niteliğinde var olması da zorunludur. Örnek vermek gerekirse Amerika Birleşik Devletlerinde, federasyonca kabul gören iki farklı temel eğitim sistemi vardır. Rusya’da ise federasyonun yayınladığı bir eğitim sistemi mevcuttur.

İşin ikinci ayağı ise tabi ki teknik kısmı. Teknik kısımdan kastım en başarılı sporcuları belirlemek için yapılan herşey; yani sınıflandırma kuralları, yapılan yarışmalar, testler vs.

Uluslararası Paten Birliği (ISU) Novice, Junior ve Senior kategorileri haricinde kalan ve her ülkenin sisteminde var olması zorunlu olan kategorilerin içeriklerine karışmaz. Her ülke, kendi şartları doğrultusunda gelişim sürecini yapılandıracak şekilde alt kategoriler açmakta serbesttir. Bu kategorilerde yapılması gereken hareketler ve katılım şartları ülke federasyonlarının ilgili kurullarınca belirlenir ve hemen hemen her yıl güncellenir. Ülkemizde Teşvik E,D,C,B,A diye adlandırılan kategoriler bulunmaktadır.

Ancak kategorilerin içerikleri incelenerek diğer ülkelerle kıyaslandığında ortaya bazı gariplikler çıkmaktadır.

İşte bu yazının konusu ve amacı da 2 asırdan fazla zamandır bu işi yapan Amerika ve Rusya sistemleri ile federasyonu sadece 1991 yılında kurulan Ülkemiz’in sistemini kıyaslayarak bir takım yapıcı eleştiriler sunmaktır.

Şahsen anlam veremediğim en büyük nokta ise önümüzde başarıyla uygulanan birçok örnek mevcutken ve çağımızda internet gibi muazzam bir imkân varken niçin yetkililerimiz hala kendi sistemimizi oluşturuyoruz diye Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışıyorlar.

Vallahi anlamıyorum…

Neyse.

Şimdi Türkiye’nin sistemini kısaca anlatarak başlayayım:

Ülkemizde herşey çok pratik. Yarışmalara girmek için ferdi olarak veya bir kulüp çatısı altında lisans çıkartmanız yeterli. Lisans çıkartmak için; genelde sadece kalbiniz steteskop ile dinlenerek verilen bir sağlık raporu, 3 resim ve nüfus cüzdanı fotokopiniz yeterli. Kimse sizin gerçekten paten yapıp yapmadığınızı bile sormaz! Sonra federasyonun organize ettiği yarışmalardan birisinin talimatnamesini alıyorsunuz, bakıyorsunuz ve yaşınızın tuttuğu kategoride yarışıyorsunuz. Yaş grupları ve yapılması gereken hareketler şöyle:

(Lütfen tabloyu açmak için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız !)

http://www.olimpik2023.com/turk_sistem.pdf

Bunlara ek olarak teşvik bölümünde şöyle kurallar mevcut.

1) Daha önce Türkiye Şampiyonasında minik ve novice kategorisinde yarışan patenciler o yılın Türkiye Teşvik Şampiyonasında ve bundan sonraki yarışmalarda teşvik bölümünde yarışamazlar.
2) Bu tarihten önce yapılan Türkiye Teşvik Şampiyonalarında,  C, B ve A kategorilerinde yarışan sporcular tekrar aynı kategoride yarışamaz, üst kategoriye çıkarlar.
3) Daha önce yapılan Türkiye Teşvik Şampiyonalarında D kategorisinde ilk 3’e giren sporcular üst kategoriye çıkmak zorundadır.
4) D kategorisinde ilk 3’e giremeyen sporcular yaşları tuttuğu takdirde yine aynı kategoride yarışabilirler.
5) E kategorisi sporcuları yaşları tutuğu takdirde yine aynı kategoride yer alabilirler.
6) Söz konusu sezonunda Türkiye Teşvik Şampiyonası’nda D,C,B ve A kategorilerinde yarışmış olan sporcular yaşları tutsa dahi bu yarışmada bir alt kategoride yarışamazlar.
7) Söz konusu sezonda ve bir önceki sezonda Minikler kategorisinde yarışan sporcular yaşları tutsa dahi bu ve bundan sonraki yarışmalarda teşvik bölümünde yarışamazlar.

Ayrıca diğer şampiyonalar için de şu kurallar uygulanıyor:

1) Bir önceki sezon Türkiye Şampiyonasında Novice, Junior ve Senior kategorilerinde yarışmış sporcular söz konusu yarışmada bir alt kategoride yarışamazlar.
2) Minikler (Basic Novice A) kategorisinde yarışacak sporcular bundan sonra Türkiye Teşvik Şampiyonası, Federasyon Kupası Teşvik bölümü ve Gençlik Kupası Teşvik bölümünde yarışamazlar.

Şimdi buradaki bazı önemli noktalara değinmek istiyorum.

1) Dikkat ederseniz özellikle alt kategorilerde çok rijit bir yaş kriteri yapısı var. Dünyanın birçok ülkesinde artık kategoriler yaşa göre değil patencinin seviyesine göre oluştutuluyor. Bunun şu açıdan önemi büyük. Paten maliyetli bir spor. Bu nedenle paten yapmak isteyen tüm insanları kazanmak ve pateni geniş kitlelere yaymak çok önemli. Hele hele Türkiye gibi paten kültürü olmayan ülkelerde bunun ne kadar önemli olduğu aşikar. Örnek vermek gerekirse Amerika’da 21 yaş üstü (adult) ve 50 yaş üstü (masters) yarışma kategorileri var. Bunun yanı sıra paten her ne kadar erken yaş sporu da olsa, bazı insanların performansları daha ileri yaşlarda artış gösterebiliyor. Ayrıca seviye uyarınca belirlenen kategoriler antrenörlerin de işini oldukça kolaylaştırıyor. Çünkü bu durumda antrenörler, kendisine gelen insanları “artık yaşı geçmiş” veya “çok geç kalmışsınız” diye geri çevirmek yerine en baştan başlatarak gittiği yere kadar her yıl bir üst seviyenin sınavlarına hazırlayabiliyorlar. Yazının ileriki bölümlerinde anlatacağım Rusya ve Amerika sistemlerini okudukça bunu daha iyi anlayacaksınız.
2) Yukarıdaki tabloya dikkatlice bakarsanız sarı ile işaretli olan kısımlardaki (D,C,B ve A kategorileri) tüm hareketler aynı. Sadece “Step” sütununda D ve C kategorileri için “1 adım dizisi”, B ve A kategorileri için ise “1 adım dizisi veya spiral dizisi” şeklinde küçük bir fark var. Herşeyi bir kenara bırakın, spiraller dediğimiz planör, arabesk, billman gibi esneklik gerektiren ve sporcunun vücut duruşunu doğrudan etkileyen hareketlerin küçük yaşta özendirilerek sporcuya empoze edilmesi mi daha önemli, yoksa esneklik gelişim çağı geçmekte olan sporculara empoze edilmesi mi daha önemli? Bunun sebebini şahsen ben anlayamıyorum. Benim bildiğim kadarıyla hareketler bir üst kategoriye çıktıkça, en kolaydan zora doğru sıralanmalıdır. Ayrıca bu yapı sporcuyu doğru yönlendirmek üzere hassasiyetle programlanmalıdır ki ileride kayış kalitesi yüksek sporcular yetişsin. Eğer yetkililerimiz, kayışları kötü sporcular konusunda antrenörlere sürekli dert yanıyorlarsa bu durumun dikkate alınmasını şiddetle tavsiye ederim.
3) Şimdi 6-7 yaş çocuklardan oluşan D kategorisine dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu kategorideki jumplardan bir tanesi Axel olmak zorunda. 5 yaşında başlattığınız bir çocuğa Axel yaptırmanız için herşeyi bir kenara bırakıp sadece bunu çalışmanız lazım. Hem de Türkiye şartlarında, haftada ancak 2-3 saat bulabildiğiniz buz saatlerinde… Yapılır mı, yapılır. Ancak çocuğunuz çarpık çurpuk ve yürüyerek Axel atar. Ama işin en kötü yanı ne biliyormusunuz? Siz bu yanlış öğrenilen Axel ile bi 5 sene sevinirsiniz, ancak çocuğunuz Double Axel seviyesine gelince çıkartana kadar yaklaşık bi 3 sene de üzülürsünüz… İleride anlatacağım diğer ülkelerin sistemlerini bir inceleyin. Bakalım Axel hareketi hangi aşamalar geçildikten sonra hangi kategoride zorunlu tutulmuş. Yorumunu size bırakıyorum.
4) Diğer bir sorun ise şu: diyelim ki patenden geç haberiniz oldu veya şehrinize buz pateni daha yeni geldi ve çocuğunuz ilk defa yarışmaya girecek. Ancak yaşı C kategorisine tutuyor. Ama özgüveniniz tam ve alacağı puanı önemsemeyip sadece tecrübe olsun diye yarışmaya soktunuz. Belki sonuncu oldu. Hiç önemli değil. Ama maalesef kurallara göre bu kategoride bir kere yarıştıysanız bir sonraki sene yaşınız tutsa bile bu kategoride yarışamıyorsunuz. Sistem her sene sizi bir yukarı kategoriye atmaya devam ediyor ve bu da genellikle demoralize olup pateni bırakmayla sonuçlanıyor. Oysa ki ABD’nin ünlü patencisi Johnny Weir patene 12 yaşında başlamasına rağmen dünya 3.’lüğüne kadar yükselebildi. Paten tarihi bunun gibi daha nice başarı öyküsüyle doludur. Bizler de, sanki patene çok yoğun bir talep varmış gibi insanlarımızı bu spordan uzaklaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Kimbilir nice yetenekler sadece yaşının geçtiğini düşünerek veya başarısız bir denemeden sonra veya ehil olmayan yanlış ellere düşerek heba oluyor. Ayrıca çoğu heba olmakla da kalmayıp yaşadıkları sebebiyle çevrelerine pateni olumsuz şekilde yansıtıyorlar.
5)
Bir de E Kategorisi var. Bu kategorideki çocuklar anaokulu müsamerelerinde olduğu gibi kıyafetler giyip müzik eşliğinde ne isterlerse yapıyorlar. Tamam güzel de bari hakemler oturup çocukları seyretseydi. En azından yetenekli gördükleri çocukların antrenörlerine tavsiyelerde bulunup çocukların ve velilerin motive olmalarını sağlarlardı. Birçok veli bu durumdan şikayet ederek antrenörlere yarışa katılmak istemediklerini ve bunun çok gereksiz olduğunu belirtiyorlar. Diğer ülkelerde bu yaş kategorileri için genelde sadece müziksiz element testleri yapılıyor. Ve elementler sadece kayış hareketlerinden ve spirallerden oluşuyor.
6) Diğer elementlerin değerlendirmelerine çok fazla girmek istemiyorum. Çünkü diğer ülkelerin sistemlerini inceleyerek kendiniz de kolaylıkla kıyaslayabilirsiniz. Son olarak teşvik harici kategorilerdeki yarışmalarda geçerli olan “Bir önceki sezon Türkiye Şampiyonasında Novice, Junior ve Senior kategorilerinde yarışmış sporcular söz konusu yarışmada bir alt kategoride yarışamazlar” kuralı bence biraz katı. Çünkü birçok antrenör sporcularının hazırlık seviyesini denemek için bazı yarışmalarda sporcularını bir üst kategoride yarıştırmak isteyebilir. Zaten birçok ülkede bu serbesti, her yarışmada olmasa da vardır.

Şimdi gelelim Amerika Birleşik Devletleri’nin sistemine.

Bu ülke oldukça geniş kapsamlı ve komplike bir sisteme sahip. Patenin her yaş grubuna hitap etmesini sağlamayı başarmış, sürekli gelişime açık ve muhteşem denebilecek kadar düzgün işleyen bir yapıya sahip olan nadir sistemlerden birisi. 181 sayfalık bir kural kitabı (Rulebook) ve 142 sayfalık bir test kitabı (Testbook) var. Bu kitaplar ISU kuralları doğrultusunda sürekli olarak her yıl güncelleniyor. Kitapların içeriğinde antrenörlerin çalışma düzeninden tutun da hakemlerin ve sporcuların kategorilerine kadar idari, mali ve organizasyonlar konusunda aklınıza gelebilecek herşey mevcut. Keşke federasyonumuz hem ISU’nun hem de bu işin zirvesinde olan bazı ülkelerin kural kitaplarını Türkçeleştirerek web sayfasında yayınlasa. Böylelikle herkes doğru yolu bulmakta zorlanmadan işini yapabilir. Benim Amerika ve Rusya sistemlerinden 4 senede derleyerek şahsen hazırladığım ve federasyonun birçok yetkilisine yaklaşık 1 sene önce ilettiğim 103 sayfalık bir çalışma var. Bu çalışmaya http://www.olimpik2023.com/egitimsistemi.pdf bağlantısını tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu ülkede paten yapmak isteyen bir kişi USFSA (United States Figure Skating Assocation)’ın Basic Skills Program eğitimini verme lisansına sahip bir buz pistine kayıt yaptırması gerekli. Ülke çapında bu eğitimi verme hakkı bulunan 1000’den fazla buz pisti mevcut ve yaklaşık 122.000 civarında kişi bu eğitimden faydalanıyor. Kayıt esnasında ne tür belgeler istediklerini detaylı olarak bilmiyorum. Ancak eğitim programları yaşa, seviyeye ve yönelinmek istenen branşa göre farklılıklar gösteriyor.

Örneğin okul öncesi çocuklar için “Snowplow Sam” adlı bir program mevcut (bkz. http://www.usfsa.org/Content/SnowplowSamProgram.pdf).
Ayrıca 21 yaşına kadar olan kişiler için Basic Skills 1-8 (bkz. http://www.usfsa.org/Content/BasicSkills1-8.pdf),
Hockey Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/HockeyCurriculum.pdf),
21 yaş üstü kişiler için Adult Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/AdultCurriculum.pdf),
Free Skate Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/FreeSkateCurriculum.pdf),
Dance Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/DanceCurriculum.pdf),
Synchronized Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/SynchronizedCurriculum.pdf),
Pairs Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/PairsCurriculum.pdf),
AIM (Artistry in Motion) Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/AIMCurriculum.pdf),
Speed Skating Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/SpeedCurriculum.pdf),
Theatre On Ice Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/TOICurriculum.pdf)
ve hatta zihinsel ve bedensel engelli insanlar için  Special Olympics Badge Program (bkz. http://www.usfsa.org/Content/SpecialOlympicsBadgeProgram.pdf) ve Therapeutic Curriculum (bkz. http://www.usfsa.org/Content/TherapeuticCurriculum.pdf) programları mevcut.

Bu çeşitlilik insanı gerçekten hayretler içerisinde bırakıyor!

Seçtiğiniz eğitim programında eğitim aldıktan sonra ve kendinizi hazır hissedince test programlarına girerek aşama aşama kategorilerde yarışmaya hak kazanıyorsunuz. USFSA bunun için şöyle bir şema hazırlamış. Lütfen bağlantıyı açarak inceleyiniz: http://www.olimpik2023.com/u.s._figure_skating_pipeline.pdf

Şemanın en solundaki akış diagramı test kategorilerini gösteriyor. Her kategori için farklı testler geçmeniz gerekiyor.

Test çeşitleri şöyle:

1. Moves in the field (standard track and adult)
2. Free skate (or free skating) (standard track and adult)
3. Pairs (standard track and adult)
4. Compulsory Dance (standard track, solo, adult and masters)
5. Free dance (standard track and masters)

Yaşınız kaç olursa olsun bu testlere girebiliyorsunuz. Ancak “Adult” kategorisindeki testlere 21 yaş ve üstü kişiler, “Masters” kategorisindeki testlere ise 50 yaş ve üstü kişiler girebiliyor.

Federasyon her yıl bir test yarışmaları takvimi yayınlıyor. Örneğin: http://www.usfsa.org/Content/TestSessions.pdf

Testlere giriş için cüzi bir ücret ödeniyor, böylelikle federasyon bütçesine de bir kaynak yaratılmış oluyor.

Testlerin bazıları “geçti/kaldı” şeklinde değerlendiriliyor, bazılarının ise belli bir baraj puanı var. Bu gerekleri yerine getiren kişiler şemanın soldan ikinci akış diagramında gösterilen ve “Nonqualifying Competition” diye adlandırılan yarışmalara girebiliyor. Dikkatinizi çekerim burada herhangi bir yaş kriteri yok! Aslında bu yarışmalar bizim teşvik şampiyonaları ile kıyaslanabilir. Sadece burada tüm kategoriler mevcut.

Uzun yıllardır şu bizim teşvik şampiyonası tabirine anlam verememişimdir. Çocuklar bu yarışmalara katılmaya 5 yaşından başlayıp 10 yaşına kadar burada yarışıyorlar. Teşvik olmak için çok uzun bir süre değil mi!? Oysa ki bu yarışmaların adı amatörler şampiyonası gibi birşey olsa daha uygun olmaz mı? Hem tüm insanlar burada yarışabilse ve sadece belli kriterleri yakalayınca (mesela baraj puan) Türkiye Şampiyonasına veya belki profesyonel olarak adlandırılacak diğer yarışmalara girebilseler ne kadar güzel olurdu. Böylelikle mesela Türkiye Şampiyonası Junior kategorisinde hala single Axel yapamayan insanlar yarışmaz kalite yüksek kalırdı. Ayrıca ne katılanlar demoralize olur ne de hakemler puanlama yapmakta zorlanırdı.

Nitekim ABD’de durum aynen böyle. Siz Nonqualifying Competitionlara katılarak isterseniz spor hayatınızın sonuna dek amatör olarak yarışabilirsiniz. Ancak daha ileri giderek ulusal şampiyonalarda yarışıp milli takımı hedefliyorsanız durum şu şekilde.

Yukarıda verilen şemanın soldan üçüncü akış diagramında Juvenile kategorisinden başlayarak “Qualifying System” diye adlandırılan yarışmalara katılabiliyorsunuz. İşte sizi uluslararası yarışmalara götürecek olan yol bu. Ancak bu şampiyonalara girmek için de baraj puan gibi belli kriterleri yerine getirmeniz gerekli.

İşte Amerika’da durum böyle. Sistemin çok fazla detayları mevcut. Ancak genel anlamda anlaşılabilir şekilde özetlediğimi sanıyorum. Sistem kuruluşu itabarı ile yeni doğan bir çocuğun gelişimi gibi önce emeklemeyi, sonra yürümeyi, sonra koşmayı ve sonunda da uçmayı öğretiyor. Ama bizler Ülkemizde, çocuklarımızın daha emeklemeyi öğrenmeden uçmasını istiyoruz. Sistem antrenörleri hep bu tarz bir çalışmaya mecbur bırakıyor. Yurtdışında birlikte yarışmalara gittiğimiz eski sporcularımız bilirler. Küçük kategorilerde yıllarca geçtiğimiz yabancı sporcular ilerki yıllarda ne oluyorsa hep bizim çocuklarımızı geçiyorlardı. İşte bunun tek bir sebebi var. Yabancılar daha emeklemeyi öğrenirken biz havalarda uçuyorduk bile!

Evet son olarak Rusya’nın sistemine kısaca göz atarak bitirmek istiyorum.

Rusya patenci olabilmek için gerçekten zor bir ülkedir. Talebin fazlalığı ve Rusların mükemmeliyetçiliği birçok sporcunun uluslararası arenada boy gösterememesine neden olmaktadır. Yani Rusaya’da ya en iyi olacaksınız ya da amatör olarak kalacaksınız. Başka yolu yok. Ancak adamların amatör dedikleri sporcuların bile en az 3 adet triple jumpının olduğunu da unutmayalım!

Rusya’da çocuğunuza buz pateni yaptırmak istiyorsanız hemen bir spor okuluna yazdırmanız gerekiyor. Bu spor okulu bir ön değerlendirme yaparak sizi okula kabul ediyor. Spor okullarının çoğu federasyona bağlı ancak kapitalist sistemin gelişmesiyle özel okullar da ortaya çıkmaya başladı. Neyse eğitim kısmı bu yazının konusu değil.

Eğer okul bünyesindeki hocalar tarafından yeterli görülürseniz yarışmalara girmenize izin veriliyor. İlk yarışmanıza girerken size bir deftercik çıkartılıyor. Bu bizim lisans gibi birşey ancak içerisinde periyodik sağlık kontrolleriniz, testleriniz, geçtiğiniz kategoriler, katıldığınız yarışlar gibi spor yaşantınız boyunca yaptığınız herşey kayıtlı.

Bu arada bahsetmem gereken bir konu daha var. Rusya’da bütün spor branşları için geçerli sporcu sınıfları mevcut. Bunlar şu şekilde: Uluslararası sınıf usta sporcu (Master Sporta Mejdunarodnogo Klasa), usta sporcu (Master Sporta), usta sporcu adayı (Kandidat v Mastera Sporta), I. sınıf sporcu (I Sportivniy Razryad), II. sınıf sporcu (II Sportivniy Razryad), I. sınıf genç sporcu (I Yunosheskiy Sportivniy Razryad), II. sınıf genç sporcu (II Yunosheskiy Sportivniy Razryad), III. sınıf genç sporcu (III Yunosheskiy Sportivniy Razryad). Bu sporcu sınıfları her spor branşının kendi bünyesinde belirlenen normlar ile kazanılabiliyor. Örnek vermek gerekirse artistik buz pateni branşında uluslararası sınıf usta sporcu olmak için Olimpiyat oyunlarında ilk 8’e veya Dünya Şampiyonasında ilk 7’ye veya Avrupa Şampiyonasında ilk 6’ya veya Grand Prix Finallerinde ilk 6’ya girmeniz gerekli!

Ancak bu ülkede de amatörler ve sporcular için farklı yarışmalar mevcut. Gene aynı ABD’de olduğu gibi burada da kategoriler için belli testlerden geçmeniz gerekiyor. Testler yine aynı ABD’de olduğu gibi kayış hareketleri ve serbest kayış elementleri halinde gerçekleştiriliyor. Eee tabi aklın yolu bir…

Şimdi gelelim kategorilerde yapılması gereken hareketlere:

(Lütfen tabloyu açmak için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız !)

http://www.olimpik2023.com/rus_sistem.pdf

Burada da dikkatinizi çekmek istediğim birkaç nokta var:

1) Senior ve Basic Novice B kategoriler arasındaki tüm seviyeler olması gerektiği gibi ISU kuralları dahilinde hazırlanmış. Ancak ülke şartlarına göre bazı eklemeler yapılmış.
2) Daha alt kategorilerdeki hareketlere dikkat edin lütfen. Axel sadece bizdeki Teşvik B kategorisine denk gelen II. Sınıf Genç Sporcu kategorisinde  zorunlu olmaya başlamış. İşte bu yüzden yazının başında Rusya’yı bile geride bıraktığımızı söylemiştim!
3) Alt kategorilerdeki step veya spiral hareketleri sadece koreografik step veya spiral olarak yer alıyor. Çünkü bu yaştaki çocukları belli kalıplar içerisine sokmadan, step ve spiralleri daha çok bağlantılarda kullanmak daha eğitici olmaktadır.
4) Bir de alt grupların ikinci puan (artistik puan) komponentlerine bir bakın. Bizde sadece Skating Skills ve Performance Execution puanlanıyor. Koreografinin acaba hiç önemi yok mu? Ya interpritation?
5) En küçük kategorinin elementleri arasında Waltz Jump var. Acaba bu yaşta öğrenilecek iyi bir Waltz Jump ileride Axel için ne kadar önemlidir? Takdirlerinize yorumsuz olarak sunuyorum.
6) Rus sisteminde yaş kriteri olarak sadece şunlar mevcut: I. Sınıf Sporcu Kategorisinde (yani bizdeki Novice) 9 yaşından itibaren yarışmaya hak kazanılabiliyor. II. Sınıf Sporcu (yani bizdeki Minikler) Kategorisinde yarışmaya ise 8 yaşından itibaren hak kazanılabiliyor. Fakat her isteyenin her yerde yarışması serbest. Eğer kayış anlamında çok ilerlemiş küçücük çocuklar arasında şansınızı denemek isteyecek cesaretiniz varsa ve kendinize sizi bu tip bir yarışmaya hazırlamayı kabul eden bir antrenör ve size lisan çıkartacak bir kulüp bulabilirseniz buyrun lütfen, kategoriler açık. Zaten Rusya’daki tüm antrenörler de akademik eğitimleri sayesinde, bir erken yaş sporu olan ve başarının refleksleşmiş hareketlerde yattığı bir sporda hayalperest olmaktan çok gerçekçi olmanın önemini gayet iyi biliyorlar.

Aslında sistemin daha çok detayı mevcut. Mesela herkesin her yarışmaya girememesi, baraj puanlar vs. Ancak ben durumun anlaşılması için sadece önemli noktalara değinmekle yetindim. Tabi ki bir de işin buz dansı, çiftler ve senkronize kısımları var. Ancak bunlara girmeyeceğiz.

Türkiye’de federasyonumuzun özerkleşmesi ile aslında buz pateni adına çok büyük bir adım atıldı. Ancak antrenör, sporcu ve hakem yönetmelikleri açısından hala devlete bir bağımlılık söz konusu. Çalışan kadrolardaki insanların çoğunlukla fahri olarak görev yapmaları, doğal olarak buz patenine ayırdıkları zamanın kısıtlı olmasına yol açıyor. Düzgün işleyebilen bir sistemin büyük bir ekip işi olduğu çoğu zaman unutuluyor. Tüm sistemin kural koyma, işleyiş ve denetlenmesinin sadece işi bilen birkaç kişinin inisiyatifinde olması hata yapma oranını arttırıyor. Buz patenine yıllarını vermiş gençlerimizden malesef çok azı sisteme kazandırılabiliyor. Çok sınırlı sayıda kişi çevresinde dönen buz pateni niçin geniş kitlelere ulaşamıyor? Bir sürü tesis yapılmasına rağmen niçin hala bir atak yapamıyor?

İşte bu geniş kapsamlı sorunsal içerisinde naçizane bir profesyonel buz pateni çalışanı olarak, mesleğim doğrultusunda gözlemlediğim çok küçük bir noktayı sizlerle paylaşmak istedim.

Her platformda belirttiğim üzere, görev verildiği takdirde Türk buz pateninin gelişmesi için, hiçbir karşılık beklemeden elimden gelen her türlü yardımı  yapmaya ve zamanımdan fedakarlık etmeye hazırım. Türk buz pateni, tarihi, tecrübeleri ve geldiği konum itibarı ile artık kimsenin iki dudağı arasına hapsolacak kadar değersiz ve amatör değildir.

Ülkemizde, artistik buz patenine profesyonel bir katkı sağlamak ve gelişim sürecine olumlu etkiler yaratmak en büyük dileğimdir.

Kalbimde, İstiklal Marşımızın bir dünya şampiyonasında çaldığını görmek aşkı ile,

Saygılar sunarım.

M. Cenk Ertaul